Ugur Gençer
Bitmek bilmeyen kaynak kitap çilesi
Kaynak kitabı adı altında yardımcı ders kitap furyası her eğitim
öğretim yılında olduğu gibi yine sık duyduğumuz konuların
başında geliyor.
Anlaşılan eğitim uzaktan da olsa yakından da olsa kurtuluş yok.
Veli haklı, öğretmen haklı inanın herkes kendine göre haklı.
Öğretmen öğrencilerim başarılı olsun diyor, MEB kaynak kitap
alınmayacak diyor,
Veli benim evladım eğitimde geri kalmasın, bol soru çözsün
sınavlarda başarısız olmasın diyor.
Anlayacağınız her kafadan bir ses çıkıyor.
Vatandaşın paraları kaynak kitaplara gidiyor.
Kitapçılar ise bu durum karşısında yoğunluktan şükrediyor.
Öğretmen kaynak kitap aldırmazsa veli bizim çocuk nasıl
yapacak niye kitap aldırmıyorsunuz? Aldırsa niye aldırıyorsunuz
ne gerek var diyor. Gerçekten kaynak kitaba gerek
duyulmaması için ne yapılması gerekir bunu derinlemesine
çözmek gerekiyor.
Sınavda daha çok soruyu doğru çözebilmek için ne kadar çok
soru çözersek o kadar iyi mantığı var. Acaba doğru mu?
Anlayarak çözülen 10 soru anlamadan çözülen 200 sorudan
daha kıymetli değil mi?
Öğrencilerin kıyasıya yarıştırıldığı bu platformda herkes kendine
göre haklı. Peki, kim haksız ya da bu sorun nasıl çözülür ona
bakmak gerekmez mi? Her okul dönemi yaşanan kaynak kitap
sorunları çözüme kavuşmamasından dolayı yine benim gibi bu
konuyu birileri önce yazıp sonra canlı yayından paylaşacak,
birileri şikayet edecek, birileri de sosyal medyadan içini döküp
aldığı beğeni kadar rahatlayacak.
Şimdi bu noktada 2003 yılından itibaren öğrencilere ders
kitaplarını ücretsiz dağıtmaya başlayan MEB, diğer tarafta ders
kitaplarını ve soruları yeterli bulmayarak öğrencilere yardımcı
ders kitapları almalarını (kendileri için iyi olur diye) tavsiye eden
öğretmenler. Arada bir tezatlık yok mu? Bir yanda MEB diğer
yanda öğretmenler.
Yıllar önce hepimiz okullarda kitapların kabını değiştirerek
kullanan çocuklardık. Hatta sayfaları kırışmasın diye dikkat edip
ataçla kullanırdık. Bizden sonra başka kardeşlerimiz veya
başkaları da boş yere para ödeyerek kitap almasın diye tutumlu
olup ince düşünürdük. Günümüzde ücretsiz olan kitapları
dönem sonlarında sayfası bile açılmamış şekilde çöp
kenarlarında görüyor olmamız inanın üzücü. Ormanları
korurken kâğıtlarımıza da sahip çıkmamız gerekmez mi?
Öğretmen ve velileri zor durumda bırakmadan bu işe kesinlikle
çözüm bulunması gerekiyor. Mutlaka araştırın bu sorunu
sadece ben değil ÜLKE söylüyor.
Devletimiz kitap basıp ücretsiz gönderiyorsa bizler neden ek
kitap alıyoruz?
Bizler ek olarak kitap alıyorsak neden devletimiz kitap basıyor?
Yazık değil mi?
Biz önce bir türlü çözüm bulunamayan, yıllardır kanayan yara
haline gelmiş “kaynak kitap” işini çözelim sonra EBA’ya sağlıklı
girmeyi düşünelim.
Hatırlarsanız 26 Eylül 2018 tarihinde 2018-2019 Eğitim Öğretim
başlamasıyla “Velilerin kaynak kitap umudu Prof. Dr. Ziya
Selçuk” başlığıyla yazmıştım. Maalesef yıl oldu 2020 hala
değişen bir şey olmadığı için duyduğumuz sorunları bugün yine
yazıyoruz. Yarın yeniden yazacağız!